2 Mayıs 2014 Cuma

Londra izlenimleri

Istanbul'dan sonra Manchester'da yasamanin garip bir tadi var. Acelen olmuyor, trafik olmuyor, hem herseye yakin, hem kalabaliktan uzak kaliyorsun. Istedigin zaman bir buyuk sehirde arayabilecegin herseye erisip, istedigin zaman 15 dakikada sehir ortamindan uzaklasabiliyorsun.

3. senenin sonunda bunlar insanin icine o kadar isliyor ki buyuk sehirde yasamayi unutuyorsun.

Dun uc gunluk bir Londra seyahatinden dondum. Aslina bakarsaniz Londra'da oldugumu hissedemeyecek kadar yogundum. Manchester'dan 2 saat suren bir tren yolculugu ile Londra'ya ulastim. (£39) rahat bir yolculuktu. Bu kadar kuralci bir milletin, trende  koltuk numaralari soz konusu oldugunda hic orali olmamasi ilginc geldi. Herkesin bir numarasi var ama herkes kafasina gore baska bir yerde oturuyor. Yani kimseye "pardon burasi benim yerim" demenin manasi yok. Baska bir yere oturun gitsin.

Londra'ya vardigimin 1 saat sonrasinda metro greve gitti. Dolayisiyla ancak otele gelebilecek kadar zamanim vardi. Biraz gezmeye kalksam ortada kalabilirdim. Otel (Britania Hotel zincirinden birisi) gene tipik eski bina eski mobilyalar ve eski yataklardan olusan bir oteldi. (burada modern otel bulmak biraz zor sanirim)

iki gun boyunca metro grevde oldugu icin, havanin da guzel olmasini degerlendirip yuruyerek gittim gidecegim sirkete. Yarim saatlik bir yuruyus mesafesi ama bir ingilizle yuruyorsaniz bu sure icindeki tempo biraz agir gelebilir. Son derece hizli yuruyorlar ve resmen nefes nefese kaliyor insan.

Cevredeki insan profili seyretmeye degerdi. Cok cesitli ozelliklere sahip insan toplulugu, guzel bir ahenk yakalamis gibi. Kimse kimseyi yadirgamiyor, rahatsiz etmiyor, rahatsiz olmuyor. Irklararasi iliskilere cok sik rastlaniyor.

Londra'da araba sahibi olmak sanirim ciddi bir dert. Bu yuzden ise bisikletle veya yaya giden insanlar oldukca fazla. Zaten sadece park degil trafik de ayri bir dert.

Bu sefer anlatabilecek pek birsey olmadi. Normalden farki olarak, is ortamini yakindan gorme sansim oldu. Merkezin haricindeki fiyatlari gozlemledim biraz. Manchester ile kiyaslaninca gene pahali ama merkezine gore Londra'nin biraz daha merkezden uzak noktalarinda daha makul oldugunu gormek iyi oldu.

Donuste isyeri biletleri aldigi icin sorun olmadi ama 1 saat erken olan trenin bileti  £139 bir saat sonraki £39 imis. Siz de Ingiltere'de fiyatlarin saatlik oynadigini unutmayin.

Ve sonuc olarak Manchester benim icin guzel bir tercih olmus. Kendimi geri donunce daha rahat hissettim.



22 Nisan 2014 Salı

Gezdim Gordum - Bath + Bristol + Stonehenge

7 kisilik arabayi aldigimiza gore artik 7 kisilik seyahatlare cikma zamani geldi demektir. Ilk planimizi Good Friday ve Easter Monday olarak arka arkaya 4 gun tatil olan bu hafta sonuna yaptim. Ama hepimizin musait oldugu sadece pazar ve pazartesi oldugu icin 2 gun ve bir gece konaklamali bir program  oldu.

Guneye dogru 3 saat civari suren bir yolculuk ile once Bath'a geldik. Manchester'deki kirmizi kiremit mimarisinden sonra, beyaz tas mimarisi sanki baska bir ulkeye gelmis izlenimi yaratmadi diyemem. Herseyden once Bath tahminimden cok daha buyuk bir yer. Sehir merkezine ulastiktan sonra buldugumuz bir sokak parkina arabayi park ettik. Paskalya'da tatil yapmanin avantaji bu tip otoparklarin ucretsiz olmasi. Dezavantaji da acik dukkan bulma zorlugu.
Yagmurlu bir gunde once Pulteney Bridge uzerinde birjkac fotograf cekip ardindan Roman Baths denen muze/harabe kismina gittik.  1 aile (2 buyuk 3 cocugu kapsayan paket) 2 de adult bileti alarak toplam £67 giris ucreti odedik. Romalilardan kalma isadan once 1. yuzyilda ilk binasinin yapildigi sonra zaman icinde genisletilmis tarihi bir SPA. Fotograf cekmek icin harika bir bina. (tripod ile cekmeye izin vermiyorlar) Acik ve kapali havuzlardan olusuyor ve gorulmeye deger.

Tur bittikten sonra yagmurun altinda cok da dolanmadan Italian Pizza Company'de pizzamizi yedik (Garson Turk cikti)

Bath Abbey denen katedrali gezmek icin beklemek uzere Cafe Nero'da kahvemizi icmeye cekildik. 1 saatten sonra o gunun Paskalya oldugunu unutan bizleri guzel bir supriz karsiladi. Katedral o gun normal turistik ziyaret konusunda farkli bir politikaya sahipmis.

Neyse gene de disaridan kapi acildiginda en azindan bir kac fotograf cekmeyi basardik.

Sonrasinda Bristol'deki otelimize dogru yola ciktik. Bath ile Bristol gercekten cok yakin hatta neredeyse arada bosluk yok. Yani mil olarak kisa da olsa sure olarak 35 dakika surdu.

Bristol de cok guzel bir sehir. Hatta gidip uzun uzun sadece Bristolu gezmek bile mumkun. Kalacagimiz otel olan Mercure Bristol Holland House Hotel tahminlerimin cok cok otesinde iyiydi. Tertemiz modern bir bina, kapali yuzme havuzu ve spa'si ve odalarinin buyuklugu ve temizligi ile son zamanlarda kaldigim en guzel oteldi diyebilirim. Sadece havalandirmanin sicak uflememesi gibi bir sikinti yasasak da portatif isitici ile sorunu hallettiler. oda basina geceligine £70 vererek cocukla birlikte kalinabilecek daha iyi bir opsiyon dusunemiyorum.

Aksam yemegini yakindaki bir McDonalds'da hallettik. (Cocuklarla gezerseniz sonuc bu oluyor)

Sabah kahvalti ve kesif icin yola cikmadan once cocuklarla havuzun tadini bir kez daha cikardik. Gunluk guneslik bir gunle Bristolu kesfe ciktik. Yine Paskalya sayesinde her yerin kapali olmasi gercegi ile yuzlestik ve gene Nero'da tostlarla kahvaltimizi ettik. Daha fazla vakit kaybetmeden 1 saat 15 dakikalik mesafedeki Stonehenge yoluna koyulduk.

Mesafe olarak cok fazla olmasa da yollarin garipligi yuzunden sure olarak cok suruyor.

Stonehenge'in tarihi onemini bildigimden, cok heyecanliydim. Gormeyi gercekten cok istiyordum ancak aldiklari para karsiliginda sadece taslari 10 metreden gostermek biraz hayal kirikligi yasatti. biraz uzak bir mesafeden sizi bir jipin cektigi vagonlara bindirip taslarin oldugu bolgeye goturuyorlar. Sonra 10 metreden falan taslari goruyorsunuz. o kalabalikta fotograf cekebiliyorsaniz fotograf cekiyorsunuz ve donuste de muze dedikleri bizim salondan hallice bir yerde bir iki ufak tefek tas ve kemik goruyorsunuz. Ha bir de 360 derecelik bir duvarda size caglar ve mevsimler icinde Stonehenge'in nasil gozuktugunu gosteren bir film izletiyorlar o kadar.

Gidecek olan varsa bilet almadan direk gidip vagona otursun. Muze girisi haric kimse size bilet milet sormuyor.

Gezi bitince de 4 saat surecek olan donus yoluna koyulduk. Londra tarafindaki inanilmaz trafikten kacip biraz yolu uzatarak tekrar Bath uzerinden M4 - M5 - M6 otobanlarini izleyerek, felaket bir sagnak altinda donduk.

Seyahatten tavsiyem Bristol'de ve Bath'da bir kac gun gecirilebilir. Ancak Paskalya'ya denk getirmeyin. Her yerin kapali olmasi sorun olabiliyor.


26 Mart 2014 Çarşamba

Arabayi degistirdim.

Arabayi degistirdim.

Degisiklik sirasinda arabayi elimde tuttugum surece gecerli olacagini soyledikleri garantinin detaylarini da ogrendim. Kontratta 3 sene yaziyor ama adamin soyledigine gore yasal olarak bunu 3 sene yapmalari gerekiyormus. Surenin sonunda beni arayip araba hala bendeyse ucretsiz uzatma isteyip istemedigimi soracaklarmis.

Biraz sahtekarca gozukse de 3 sene bile guzel rakam bence.

Evrak islerine gelince, bendeki ruhsat denebilecek o kayit kagidinin ilgili bolumunu kesip tarih attim ve imzaladim. Bugun o kagidi uzerinde belirtilen adrese gonderdigimde araba benden cikmis olacak. Ayni islem yeni aldigim araba icin de bu sekilde yuruyor.

Sonucta simdi sigortayi eskisinden yenisine gecirmekten baska bir isim kalmadi. Onu da bugun yarin yaparim.Bu arabayi aldigim sirket bana 5 gunluk gecici sigorta verdigi icin onun rahatligi var uzerimde.

Son bir not. Cocuklar arabaya bayildi. 7 kisi hep beraber seyahat edecegimiz fikri cok hoslarina gitti. Dun aksamdan beri en arkadaki 2li koltuktan kaldiramiyorum onlari.


25 Mart 2014 Salı

Arabayi degistiriyorum

Agustos 2011 de aldigim Laguna artik her gun baska bir sorun yasatmaya basladigi icin, tamir ettirme maliyeti arabanin degerini gecmeye basladi. Ben de yapilabilecek en mantikli is olarak degistirmeye karar verdim.

Bu sefer alacagim arabanin biraz daha uzun sure beni goturmesini amacladim. Bir de 7 koltuklu modeller ile daha rahat edecegimizi dusundum. Sonucta bacanagimin ailesi 4 kisi ve biz de 3 kisi oldugumuz icin her gittigimiz yere iki araba gidip iki kati masraf cikartiyorduk. Isin icine yorgunluk, yol eglencesi vb faktorleri de koyunca 7 koltuklu bir arabanin cok daha uygun oldugu asikardi.

Bunun uzerine internette arastirmaya basladim. autotrader.co.uk, ebay, ve gumtree.co.uk ile baslayan arastirma sirasinda cok ucuz modellerin eski ve kilometresi yuksek olmasi tekrar tekrar sorun cikaracaklari sinyalini verdi. Eh dogru arabayi bulmak icin fazla zamanim da olmayinca dikkatimi daha yeni, fiyati daha yuksek ama kredi ile taksitli satilan modeller cekti.
Sonucta http://www.thecarsalescompanybury.co.uk/ adresinde £4495 a bir Zafira buldum. (Opel burada Vauxhall diye mevcut) 2007 model 1.6 benzinli, duz sansiman ve 42000 milde idi.

Daha ucuza ayni yil araba da buldum ama bu firma 1 yil M.O.T. ve 6 ay Road Tax verdigi gibi 12 ay da garanti veriyordu.  Gorusme sirasinda ayda £10 fazla odendiginde "lifetime guarantee" verilebildigini ogrendim. Boylece parca ve iscilik uzun bir sure sorun olmayacakti.

Bendeki arabayi £300 a saydilar, £300 de pesin verdim gerisi 48 ay £113 taksitle olacak sekilde fiyatlandirdilar. Kredi icin pasaport, UK ehliyet (plastik ve counterpart denen kagit kismin ikisi birden), son 3 aya ait kisisel ve business banka hesap ekstreleri ve son 3 aya ait bir fatura istediler.

Bunlari dun teslim ettim ama ilk kredim oldugu icin biraz uzun suren bir surecten gectigimi o yuzden bugune kalacagini soylediler.

Bugun telefon edip neticeyi bildirecekler. Eger hersey yolunda giderse, ve laguna da oraya kadar gidebilirse bugun aksama umarim yeni arabama kavusacagim. Dun arabayi satin alacagim kesinlestikten sonra arabanin immobiliser'i tekrar sorun cikartmaya basladi. Bir daha da kart seklinde anahtar almam. Gercekten en cok ondan cektim. simdiye kadar iki defa tamir bir defa yeni degistirme ile 2 sene icinde en cok ugrastigim konu oldu.

Araba devir islemleri hakikaten hayranlik uyandiracak kadar hizli ve kolay. Turkiye'de olay olan birsey burada postaya mektup atma kivaminda.



5 Aralık 2013 Perşembe

Uyarmak - Uyarilmak

Allahim ne kadar cok seviyor bu adamlar uyarmayi. Butun hayatlarini sanki buna adamislar. Bekliyorlar ki bir sey olsun da uyaralim. Hatta uyarmakla kalmayalim yazilar yazalim, dilekceler yazalim, formlar dolduralim. Sorunun ne oldugu, hatta sorun olup olmadigi da onemli degil maksat uyarmak olsun.

Zaman geliyor uydu anteninin canaginin capi belediyenin izin verdiginden 5 santim genis diye dilekce yaziyorlar, zaman geliyor senden baska kimsenin kullanmadigi apartmandaki ucra bir kosede bisiklet bulundurdugun icin yaziyorlar, zaman geliyor, is yerinin otoparkinda birisini biraz hizli gorup, kim oldugunu tespit edemeyince butun is yerinde calisanlara uyari mektubu yolluyorlar. Park ettigi yerden cikamayacak kadar araba kullanamayan adam sucu kendisinde aramiyor usenmiyor sana 1 sayfa yazi yaziyor. (benim nizami park ettigimi bile bile yine de uyariyor )

Bayiliyorlar uyarmaya. 5 dakika bina icinde veya disinda yuruyun goruyorsunuz zaten, her yer uyari dolu. kapiyi kapatin, onunde durmayin, buradan gecmeyin, oradan gecin ama dikkatli olun, arabayi park edin ama persembeleri degil. Biraz suyunu cikartiyorlar gibi geliyor bana.

Hatta bu uyarilarin fotograflarini cekip yayinlayayim da anlayin bu durumu. 

26 Ekim 2013 Cumartesi

Gezdim Gordum - Birmingham & Bosworth, Warwickshire

Okullarin ilk ara tatile girmesi ile kizima kisa da olsa bir tatil yasatmak ve bir iki gun ailece tatil yapabilmemiz icin nereye gitsek diye aramaya basladim. Kizimin tek istegi yuzme havuzu olmasi oldugu icin isim oldukca zorlasti. Bircok otelde kapali yuzme havuzu olmasina ragmen temiz, ucuz, duzgun bir otel bulmak ve bunun ayni zamanda cevresel olarak guzel bir noktada olmasi oldukca zorlayici bir calisma.

Once Iskocya Highlands diye dusundum ve Loch Ness civarina baktim ama son dakikada bakinca dogru durust bir otel bulamadim.(Turkiye olsa rezervasyon falan ugrasmayip direk o bolgeye giderdim ama burada rezervasyonsuz bir yere gitmek pek normal degil)

Neyse sonucta rotanin yonunu degistirip daha yakin ama havuzlu bir otel olarak bunu buldum.
Bosworth Hall Hotel Spa & Leisure Warwickshire, Market Bosworth
2 gun X 2 kisi + 1 cocuk icin £170 sadece oda uzerinden fiyat verdiler.

Neyse ilk durak olarak Birmingham sehir merkezini saptadim. birkac saat gecirip oradan devam ederim diye dusundum. Yola cikmadan once £50 luk benzin aldim ve yola ciktim

Manchester - Birmingham arasi toplam 70 mil civari ve 1,5 saat ila 2 saat arasinda cekiyor. Trafik ihtimali yuksek bir yol. Anormal sagnak bir yagmurdan sonra parcali bulutlu bir havada Birmingham'a girdik.
Direk Bullring denen ve hani su windows isletim sistemlerinde de duvar kagidi olarak gecen alisveris merkezine gittik. Yanindaki otopark (selfridges) oldukca makul fiyattaydi. (0-2 saati £2 gibi) guzel bir alisveris merkezi ve alisveris meraklilarini oldugu kadar da mimari ve fotograf ile ilgilenenler icin de ilginc bir yer.

Christmas oncesi oldugundan (26 Ekim 2013) dekorasyon duruma uygun yapilmis. Bayagi bir kalabalik vardi. Ozellikle yemek mekanlarindan bazilarinda ciddi kuyruklar olusmus.

Arka kapisindan cikinca bayagi buyuk bir acik pazar ve buna baglantili kapali pazarlar ile karsilastik. Bir an kendimi Eminonu'de hissettim

Hemen hemen her turlu sebze ve meyve vardi ve hem taze hem de oldukca hesapliydi. 2 libre mandalinayi £1.38 e  aldiktan sonra mandalina yiye yiye pazarin gerisini gezdik.

Gordugum kadariyla Birmingham, Manchester'a gore cok daha kozmopolit. Neredeyse Ingilizler azinlikta kalmis. Pakistanli nufusu oldukca baskin. Ama Cinliden, Arap'a, Zenciden, Hintliye sokaklar dopdolu. Ayakustu birkac Turk'e de rastladik.
Bu pazarin pazar ve pazartesi haric her gun kurulu oldugunu ogrendik. Hemen yanindaki kapali alanda et, tavuk ve balik pazari, oradan cikip yanindakine gecince de tuhafiyeden elektronige, mefrusattan, aksesuara her turlu seyi bulabileceginiz baska bir pazar var.

Sehir genelde duzenli gozukmesine ragmen bu fazla kozmopolit hava beni biraz rahatsiz etti diyebilirim.

Birmingham'daki kisa turumuzu tamamlayip 3 saatte tamamlayip otele dogru yola ciktik.

Otel kirsal bir alanin ortasinda yesillikler icinde eski bir ingiliz binasiydi. Tamamen havuzu var diye secmis olmama ragmen otele giris yaptiktan sonra "havuza giris icin ekstra birsey yapmam lazim mi ?" diye sorunca evet ekstradan ucret odemeniz gerekiyor dediler. Yetiskin gunluk 4 cocuk 2 poundmus. Bugun icin tartisasim kalmadigindan parayi odedim. Biraz da web sitesinde bu yazinin olmadigindan emin olmadan tartismaya girmek istemedim. Ama odada tekrar internetten baktigim kadariyla boyle bir bilgi yok web sitesinde. Dolayisiyla yarin mudurunu terletmeyi dusunuyorum.

Bosworth Hall Hotel
Otel oldukca genis bir arazide, buyuk bir kapali alanda. Bize ilk verdikleri odaya esim itiraz edince ikinci verdikleri oda super oldu. Cunku havuza en yakin odayi aldik.

Kapali havuzu derhal kullandik cok buyuk olmasa da fena degildi.

Arazide yaptigim kisa bir yuruyus sonbaharin tadini cikarmak icin bu otelin ideal oldugunu gosterdi

Dokulmus yapraklar ve sari renk otoparktan itibaren icinize isliyor.
Otelin ici
Otopark

11 Ekim 2013 Cuma

Egitim - Sanat - Gosteri - 2. araba

Bir muddettir monotonlugu kirmak ve daralan esimi ferahlatmak icin neler yapabiliriz konusunun pesindeydim.

Kolejlerdeki ingilizce kurslarina yazdirma tesebbusum gecen sene husran ile sonuclaninca (vize uzatma icin pasaportu Home Office'e gondermistik de pasaport yok diye kaydetmemislerdi) bu sene daha bir kendimizden emin olarak kolejin yolunu tuttuk.

Bu sefer de vizenin tipini (Ankara anlasmasi vizesi) ellerindeki listede bulamayan ve ne yapacagini sasiran kolej yetkilileri sayesinde baska bir sorun yasadik. Red cevabi geldikten sonra baska kolejlere basvurduk. kolejlere basvuru icin olan zamani gecirince bir sene beklemeniz gerekiyor ve eylul civari bu basvuru hikayesi sonlaniyor)

Nihayet evin oldukca yakinindaki bir kolej esimi kabul etti. Yillik £900'a haftada 5 gun ve gunde 3'er saatten olusan egitim sureci baslamis oldu. Artik esim resmen nizami ingilizce egitimi aliyor (nedense bilmiyorum ama bu kursta matematik ve bilgisayar dersleri de var)

Devam zorunlulugu var ve son derece ciddiye aliniyor. Sanirim sonunda sertifika verilecek ve bu sertifika vatandaslik sirasinda lazim olacak.

Boylece haftanin her gunu saat 1 ile 4 arasini doldurduk.

Ardindan yazin baslamis oldugu yuzme kursunun da devamina karar verdik ve hafta ici 1 saat daha doldu. (8 hafta icin yanlis hatilamiyorsam £40 verdik)

Sehir merkezinde bir Tango kursu bulup ona da beraber yazildik ki 8 hafta iki kisi £80

Eh haftada 2 gun de part time calisinca esimin pek sikilacak zamani kalmadi. Hatta tum bunlara yetisebilmesi icin Agustos'ta ehliyet sinavini gectigi icin ona bir de araba aldik. (£700 arabaya verdik.  )

Arabayi sigortalarken etraftan bir cok insan o arabayi benim 2. arabam olarak sigortalatip esimi ona 2. sofor olarak yazdirmamin en ekonomik yol olacagini ama dezavantaj olarak esimin hasarsizlik indiriminden ileride faydalanamayacagini soylediler. (sigorta'yi Turkiye gibi dusunmeyin baska turlu isliyor burada)  Fakat arastirirken en ucuz yolun bu olmadigini buldum. Esimi munferit olarak sigortalayip 2. sofor olarak kendimi koydugumda fiyat daha uygun cikti. Garip ama kendimi 2. sofor olarak koymayinca fiyat daha yuksek oluyor. Boylece sigorta mevzusu da £900 e kapandi .

Esimin kizimizin okul cikisina araba ile bile yetisemeyecek olmasi yuzunden okuldan sonra "After School Club" denilen ve calisan ebeveynlerin siklikla basvurdugu bir yola girdik. Okullarin genelde cimnastik salonlarinda veya buna ayrilmis bolumlerinde okuldan sonra ozel bir sirket tarafindan isletilen bu sekilde klupler var. Siniftan cikinca cocugu direk bu klube aliyorlar. Oyun, eglence vs ile zaman gecirmesini sagliyorlar. Aynisininin sabah olani da var (breakfast club) sabah okul acilis saatinden once cocugu birakmasi gereken veliler de ona birakiyor. Aksam olaninin gunlugu £10 ki en cok da bu koyuyor insana

Boylece artik esimin tek sikayeti zamansizlik.

Ben de bu donem icinde is yerinde baslayan "Ruby Academy" kursuna basladim. (Yeni bir programlama dili detaylari yazdigim bloguma bakmak isteyenler icin adresi : http://rubyogreniyorum.blogspot.co.uk/)
Boylece benim de zamanimin buyuk cogunlugu arastirma, okuma, alistirma ve calismalarla geciyor.

Bir de araya renk katmasi icin indirimli etkinlik biletlerin duyuruldugu sitelere uye oldum ve gelen mailler ile Manchester sanat hayatinin ne kadar renkli oldugunu gordum. Neredeyse her gece 3-4 ayri sov var ve 2-3 gunde bir degisiyor. Inanilmaz bir etkinlik takvimi var burada.

Once "Kabaret " sovuna gittik. Manchester opera binasinda gerceklesen bu muzikal bakis acilarini ve kulturel farklari gormek acisindan muhtesemdi.

Sovda ciplaklik oyle guzel verilmis ki gerekli olan yerlerde cirilciplak gezen erkekler ve kadinlar olmasina ragmen insani rahatsiz etmeyecek sekilde duruslariyla kareografi ile saklamayi basarmislar.

Mekana ve izleyicilere bakinca da cok farkli bir durum cikti ortaya. Bina oldukca ilginc. Simdiye kadar gittigim hic bir bina dar alanda yukseklik ile tribun olusturmamisti. En ust katta ve son siraya yakin bir bilet olunca sovu seyrederken masada corba icerken dik oturup corbaya bakiyormus gibi bir aci ile seyrettik. Cok yuksek bir noktadan sova bakmak ilgincti. Bu arada antrakt sirasinda bildiginiz barlarin hizmet vermesi alkollu icki satisinin yapilmasi hatta bizdeki alasko frigo cularin yerini burada sarap satanlarin almasi cok farkli gelen bir duyguydu.

Bu kadar alkol satisina ragmen ne en ufak bir taskinlik, ne rahatsiz edici bir bakisin olmamasi ve birbirine saygili insanlarin her asamada nezaketi ellerinden birakmamalari, insani ister istemez kiyaslama yapmaya itiyor.

Bir baska etkinlik de buradaki yegenimizin dogum gunu hediyesi olarak onun hoslanacagi bir etkinlige gitmekti. Yani illusionists. guzel bir sahne gosterisi ve etkileyici bir sovdu. Bu sefer Manchester O2 Apollo'daydik. Izleyiciler ile ilgili gozlemlerim yine ayniydi. Cok farkimiz var.