5 Aralık 2016 Pazartesi

Bulusmalar gorusmeler

Bu blogu takip edenlerin bir kismi bilir, herhangi bir soru soruldugunda mutlaka cevaplarim. Hatta bircok arkadasta benim telefonum email adresim vs vardir. Uzun zamandir Skype ile konustugum, maillestigim onlarca insan var.

Son zamanlarda Manchester'a gelen yerlesen veya Ingiltere'de kaldigi yerden bir geceligine ziyaretimize gelip misafirimiz olan arkadaslar oldu. Ayaginiza gonlunuze saglik.

Okundukca, yorum yazildikca, yardimci olmaya calistikca mutlu oluyorum inanin.

Herkese Tesekkurler.

2 Aralık 2016 Cuma

Londra'da bir haftasonu

Dogum gunum vesilesiyle bir gece kalmak uzere Londra'ya gittik. Ben Manchester'da sakinlige ve rahata alismisim sanirim. Londra yine kalabalik ve yine cok yorucuydu.
Bir kere Christmas'in 1,5 ay oncesinden baslayarak Londra'ya adim atilmamasi gerektigini tekrar hatirladik. Yani Kasim ve Aralik Londra icin hic uygun zamanlar degiller. Ingilizlerin alisveris cilginligina bir de dunyanin her yerinden gelen turistler eklenince sokaklarda yurumek iskence haline geliyor. Sadece sokaklar mi ? Metro'ya kafanizi soksaniz bacaginiz disarida kaliyor.

Neyse kalabaligi ve trafigi bir yana birakirsak. Gecen gidislerimden birinde Pakistanli bir otel sahibi bana bir postcode verdi ve hem merkezde hem de haftasonu araba parketmek bedava olan bir cadde tarif etti. Haftasonu Londra'ya gidince artik hep oraya parkediyorum. Zira ilk gidisimde kapidaki tum gun 3 pound yazinia aldanip parkettigim otopark £35 istemisti. Megerse altinda kucucuk yazilarla persembeleri sabah 6:30 ila 7 arasinda arabayi birakirsan yaziyormus.

Ilk olarak arabayi birakip hemen 50 metre ilersindeki metrodan gunluk bilet aldik. Bu arada hava sicakliginin donma derecelerinde oldugunu da soylemem gerek. Cunku bu buz gibi hava icin kalin giyiniyorsunuz ama metroya binince ter icinde kaliyorsunuz. sonra metrodan cikinca o ter buz kesiyor.

Ilk durak Covent Garden'di. Metro istasyonunda asansorlerin onundeki devasa kuyrugu gorunce "amaaan genciz daha iki satir merdivenden mi cikamayacaz" gibi bir kahramanlik geldi ama o merdivenlerin 15 kat oldugunu duyunca kuyruktaki yerimize geri donduk. Wembley'd Sokak gosterilerini seyreden kalabaligin arasindan gecip Jamie's de yemegimizi yedik. Jamie Oliver burada TV'de yemek programlari ile meshur ve kendi adi ile restoran zinciri olan birisi.

Oradan Hyde Park'a gittik ama inanin soguktan ve kalabaliktan hic birseyin tadi tam cikmiyordu. Bu arada sanki Turkiye'deymiscesine her kose basindan Turkce duymayi yadirgamadigimi soyleyemem.

Sonra havanin kararmaya baslamasiyla (ki kisin ingiltere'de en gec 4'de karariyor.) Notting Hill'e gittik. sokak pazarinda bir uctan bir uca uzun uzun yuruduk. Alisveris yapacak pek birsey kalmamisti. Genelde insanlar tezgahlarini kapatiyorlardi ama yine de atmosfer guzeldi.

Tekrar metro ile arabaya ulastik ve Wembley'deki otele dogru araba ile yola ciktik. asagi yukari 1 saat surdu 10 millik yol.

Sabah hemen hizlica British Museum'a bir daldik (giris bedava ancak kapida aramalardan falan gectiginizden kuyruk oluyor). Saat 11:15 dekiyemek rezervasyonuna gec kalmamak icin kostura kostura muzeyi gezdik. Neden bu saate rezervasyon yaptirdin demeyin 1 hafta kala bir yere rezervasyon yaptirmak neredeyse imkansiz. cok cok oncesinden planlamaniz gerekiyor gezinizi. Rezervasyonu yaptirdigim yer Sky Garden'daki restoransi. Sky Garden bir gokdelenin tepesinde kurulmus olan dev bir teras ve botanik bahcesinin ortasindaki bar restoran cafe grubunun genel adi. Inanilmaz bir manzara ve cok saglam fiyatlari var. kucucuk porsiyonlara kocaman fiyatlar odeyerek ayriliyorsunuz. Ancak yeterince erken davranabilirseni sadece gezmek icin ucretsiz rezervasyon yaptirabiliyorsunuz.

En nihayetinde Oxford Street'deki Simit Sarayini da ziyaret edip bol bol simit depolayarak (bu arada bir simit £1.65) Manchester'imize geri donduk.

Netice


13 Ekim 2016 Perşembe

Yeme / Icme uzerine

Bu ulkede yeme icme ile ilgili daha once kisa bir yazi yazmistim. Simdi biraz daha genisletelim konuyu.

Mesela kahvalti kulturu ile direk giris yapayim.
Kahvaltida onunuze konan recellerin arasinda nutella'ya benzeyen dis gorunusune aldanip kazayla yediginizde buyuk sok gecireceginiz MARMITE ile baslayalim.

Oyle garip bir tat ki simdi ne desem size tarif etmek icin bilemedim. Marmite kizarmis ekmege surup yedikleri bira mayasinin katilasmis formu. Tuzlu acayip bir tadi var.

Yani otellerde falan recellerin arasinda gorurseniz hemen uzerine atlamayin once bir tadina bakin derim.

Yine kahvaltida iskoc usulu bir kahvalti secerseniz somon fume ile acilis yapmaya hazir olun. Ben seviyorum ayri ama herkesin damak tadina uygun olmayabilir o yuzden iskoc usulu kahvalti oneren yerlerde icerigini bir sorun bence.

Yine iskoclardan adaya yayilan bir diger cok populer yiyecek de Porridge. Sabah kahvaltilarinda cok tercih edilen yulaf kirmasi birsey. Sut veya su ile bir muddet isitilarak sade halini elde ediyorsunuz. Ancak sade yediginizde notr tadi olan birsey. Genelde meyve, findik fistik bal takviyesi ile tadlandirmaya calisiliyor. Musli yemeye alisiksaniz tadi cok garip gelmeyecektir.

Porridge ayni zamanda Flapjack denen bir tatlinin da hammaddesi. meyve parcalari findik fistik ile karistirip firinlayarak kati elde tutulabilir bir tatli haline getiriyorlar. Ancak bunu yerken de buttery mi oaty mi olduguna gore tadi cok degisiklik gosterebiliyor. Buttery olanlarda keskin bir tereyagi tadi gelirken oaty olanlari daha gevrek ve lezzetli olabiliyor.

Corbalara gelince cok farkli tadlari bir arada gormek mumkun. Genelde zaten ikili olarak sahneye cikiyorlar. "Potato - Leek", "Carrot-Corriender", "Chicken-Sweetcorn". Domuz eti yemiyorsaniz genelde corbalar guvenli. Bir kac tanesinde problem var "Pea - Ham" gibi.

Yemeklere gelince daha once de bahsetmistim "Pie" pasta degil. uzeri hamurla kapatilarak pisirilmis yiyeceklerin genel adi. Icinde et de olabilir elma da olabilir. Ancak mesela "Yorkshire Pie" gibi istisnalar da olabiliyor. Yorkshire Pie tek basina bir yemek degil. Kase seklinde pisirilmis ekmek gibi birsey. Pazarlari "Sunday Lunch" veya "Sunday Cravery" ile verilen gravy (bir cesit et suyu gibi birsey) sosunu icine koyup oyle servis ediyorlar.

Pazarlari hemen hemen her yerde karsilasabileceginiz Sunday lunch temel olarak firinda uzun sure pisirilmis butun haldeki et bloklarinin ince ince kesilerek, yaninda haslanmis sebze ile servis edildigi yemek turunun genel adi. Yerine gore hindi, koyun, tavuk, domuz'dan birini et olarak seciyorsunuz yanina sebzelerini yorkshire puddingini ve icine de gravy sosunuzu alip yiyorsunuz.

Daha once de bahsettigim gibi hemen hemen hersey soslu burada. Cunku sosu cikarinca kalan yemegin genelde hic bir lezzeti yok.
Sos demisken Kuru fasulyeyi anmadan gecmeyelim. Bir kere buradaki kuru fasulye daha kucuk ve sekerli. Bizdeki ile karistirmayin. Ve inanin burada kuru fasulye sanki bir cesit sos olarak veriliyor. bir yemegin yaninda isterseniz kut diye uzerine dokuveriyorlar.

Fish and chips ise neredeyse tek ingiliz yemegi :) una batirilip kizartilmis balik, kizarmis patates ve bazi yerlerde yaninda bezelye ile servis yapiliyor. Bezelye de bizde yediginiz sulu selli yemek formatinda degil. Sicak suda az birsey haslanmis olani var (garden pea) veya iyice haslanip pure haline getirilmisi var (mushy pea).

Kizarmis patatesin uzerine sirke ve tuz dokulerek yenmesini de yadirgardim ama artik neredeyse seviyorum bile diyebiliriz.

Kizarmis patates dediginizde soyle bir takim sorulara maruz kalabilirsiniz. "Chunky or skinny? " yani kalin dogranmis kizarmis mi ince dogranmis kizarmis mi ? Veya "curly" olabilir. ki bu da kivir kivir kizartilmis olani. "Vedge" ise patatesin kabuguyla elma dilimi seklinde kesilip de yapilani.

Tost kavramina gelince. Tost isteseniz kizarmis ekmek alirsiniz. Toastie isterseniz bizdeki tosttan alirsiniz. Panini bizdeki sandvic ekmegi gibi birsey ki genelde ne panini diyorlarsa arasina o konup az birsey tost makinesine girip cikarak hazirlaniyor. Yani tavuk panini derse arasinda tavuk var gibi.

Sarnie: sandvicin diger adi.

Bruchetta kizarmis ekmegin uzerinde domates sogan ve zeytinyagi ile hazirlanmis harcin dokuldugu hafif bir baslangic yiyecegi.

Herseyin icinden sogan cikmasina da zamanla alisiyorsunuz.

Pastry: milfoy hamurunun icinde muhtelif harclar konarak kapanmis ve firinlanmis hali. tavuklu mantarli ve peynir + soganli olanlari guzel.

Bunun bir turevi de Cornwall Pastry ki daha kalin normal bir hamura konuyor icerikler. Ancak bu oldukca agir ve sanirim kuyruk yagi ile yapiliyor. Eger sebzeli olanlarini bulursaniz onlar lezzetli. Heryerde goremezsiniz daha cok Cornwall bolgesinde rastlanabilecek bir borek.

Biralar ve Aleler 

Bu basli basina bir post konusu aslinda ama kisaca bahsedeyim. Bir kere Bira, Ale ve Cider ayni aile grubunudan gelen kivam ve alkol bakimindan farkli icecekler.

Cider, Elma veya Armuttan yapilan meyvemsei biramsi arada kalmis bir icecek. Ama Cok hastasi var. Ben sahsen pek isinamadim.

Bira dediginizde de muhtelif markalar zaten bildiginiz gibi. Uzun zamandir Turkiye'de bulunmayinca orada var mi tam emin olamadim ama Strongbow denen bira sadece meyve aromali oldugu icin ondan bahsetmek istedim. Buram buram armut tadinda bir bira icmeyi istemiyorsaniz tercih etmeyin derim.

Aleler ki bu benim buradaki favori iceceklerimden biri oldu. Biraya gore cok daha yogun kivamli. Her pubda neredeyse farkli oldugundan ulke capinda markalari bulma sansiniz zayif. Lokal olarak yapiliyorlar cogunlukla. Iclerine aromatik cicekler meyveler de katiliyor. Elderflower katmasalar iyiydi ama onu da sora sora eliyorum. Genelde iceceklerde ortaya cikan bir tur cicek aromasi bu. Fakat iste ben sevmiyorum. Bir pub'da secmesi oldukca zor konularin basinda Ale geliyor. Ne bileceksiniz hangi yerel marka nasil. Bunun icin surekli ayni pub'a gidiyor olmak gerekiyor. (ki Ingilizler oyle yapiyor) O yuzden icinde Elderflower olmayan locak bir Ale ver diyorum. Hangisi diye sorarsa "Sasirt beni" demek yeterli oluyor.


Simdilik bu kadar. Sonra aklima daha farkli yiyecek uyarilari gelirse yazarim.

 



1 Ekim 2016 Cumartesi

Çöp İşleri

Daha önce çöp konusuna değinmişmiydim bilmiyorum ama ciddiyetle üzerinde uğraşılması gereken konulardan birisi de ÇÖP.

Bir eve geçtiğinizde 4 ayrı çöp konteyneriniz (bin) oluyor. Renk kodlarına göre içlerine ne atacağınız değişiyor. Mesela benim oturduğum Trafford bölgesinde 



Mavi - kağıt
Siyah - Cam plastik metal
Yeşil - Bahçe atıkları ve yemek artıkları (ki bu konuya detaylı girmekte fayda var)
Gri - Genel çöp.

Renkler bölgeden bölgeye değişiklik gösteriyor. İçerikler aşağı yukarı aynı. Ancak içerikleri ayırt ederken yine bölgeden bölgeye uygulama farklılıkları olabiliyor. Mesela bir bölgede her türlü plastik siyaha giderken bir başka bölgede içeceklerin ambalajı siyaha yiyeceklerin ambalajı olan plastikler griye gidebiliyor. 

Yemek artıkları da patates nişastasından yapılan özel çöp torbalarına konup ağzı bağlanarak bahçe çöplerinin arasına konuyor. Bu poşetler sadece bu iş için üretilmiş ve plastik değil. Yani doğada hızla kaybolabilecn bir yapıda. 

Bazı bölgelerde yemek artığı çöp poşetlerini belediye verebiliyor. Mesela bizimkindeki uygulama şu şekilde; yeşil çöpüun sapına bir tane bu poşetten bağladığınızda ertesi hafta çöpü toplarken bir rulo poşeti üzerine bırakıyorlar. 

Mesela çöpe sığmasına, metal ve plastikten imal edilmiş olmasına rağmen eski bir kaykayı siyah çöpe atmak mantıken doğru gelse de anında uyarı almanıza sebep olabiliyor. Bisiklet çamaşır makinesi TV radyo yatak vb büyük çöplerin çöp toplama merkezlerine sizin tarafınızdan ulaştırılması gerekiyor. 

Uyarı demişken o konuyu da anlatayım. 

Eğer çöpünüzün kapağı tam kapanmıyorsa, yani normalden fazla doldurduysanız çöpü o hafta almayıp üzerine uyarı kağıdı bırakıyorlar. 

Eğer çöpleri karıştırıp yanlış içerik attıysanız bir uyarı kağıdı yapıştırıyorlar ve çöpü almıyorlar. Bu uyarılar galiba 3 den sonra para cezasına dönüşebiliyor. 

Yine bölgeden bölgeye değişmekle birlikte her sokağın bir çöp toplama günü var. Siz o gün çöpünüzü kapının önüne erişilebilir bir yere çıkarmakla yükümlüsünüz. Eğer bahçenin içinde girişten uzak bir noktadaysa almıyorlar. Ama eğer çok yaşlı veya sakatsanız belediyeye bir  başvuruda bulunup çöpünüzün çöp günlerinde bahçeden ön tarafa çıkarılmasını talep edebiliyorsunuz. 

Rastgele sokağa veya bir arsaya bırakılmış bir buzdolabı mesela belediyelerce ciddiye alınan bir sorun ve araştırma yapılabiliyor veya şikayette bulunulduğunda ciddiye alınıyor. Bu tip ortaya çöp bırakılmasına 'Fly Tipping' deniyor. 

Apartmanda oturuyorsanız yine apartmanın temin ettiği renklere göre ayrılmış çöplere atıyorsunuz ancak bu sefer bahçe dışına çıkarma işi sizde değil.

İş yerleri için durumlar daha da farklı ama üzerine yazı yazacak kadar çok bilgim yok. Sadece iş yerleri çöplerinin toplanması için para ödüyorlar ve her fazladan attıkları çöp onlara ayrıca fatura ediliyor diye biliyorum.




17 Eylül 2016 Cumartesi

Baska bir ev kiralama macerasi

Bu sefer benim degil bir takipcimin basindan gecti ve kendi kaleminden sizlerle paylasmasini istedim. Farkli ve yeni bir tecrube oldugu icin gelecek olanlarin cok faydalanacagini dusunuyorum. Ismini veremesem de kendisine buradan tesekkur ederim. Kalemine saglik hocam.



Ankara Antlasmasina Ingiltere’den basvuranlarin/basvuracaklarin (Turkiye’den basvuranlarin da cok farkli olmadigini yazinin ilerleyen bolumlerinde anlayabilecegiz) karsilacaklari sikintilarin basinda ev kiralama geliyor olsa gerek. Hele bir de ailece gelinmis ise.

Malumunuz uzere vize sonucunun gelmesi, teoride 6 ay kadar surebiliyor. (Eylul 2016 itibari ile pratikde 3 ay) Bu sure zarfinda, dogal olarak barinacak bir yer bulmak gerekiyor. Bu konuda izlenebilecek birkac yontem var. En populer ve basit olani, Airbnb.co.uk uzerinden aylik veya daha uzun sureli, esyali hazir ev kiralamak. Bu sistemde istenen tek kriter, limiti yeterli bir kredi kartina sahip olmaniz. (ev sahiplerinin size evlerini guvenle teslim etmeleri icin, sitenin tavsiye ettigi bazi kriterler var ama yazimizin konusu bu degil. Baska bir yazida basli basina bu sistem anlatilabilinir) Bu noktadan sonra, birakin Ingiltere’yi, sistemde kayitli, dunyanin heryerindeki tum evler sizin. Paraniz varsa malikane bile kiralayabilir, pasalar gibi vizelerinizi bekleyebilirsiniz.

Lakin, bizim gibi okul caginda cocuklari olan ve cocuklarinin bir an evvel okula baslamasini isteyen bir aile iseniz, yerlesik duzene gecmek icin izleyeceginiz yollar farkli olacaktir. Ankara Antlasmasini kullanacaklarin malumudur ki, bir seylere baslayabilmek icin, bazi paradokslari asmak gerekiyor. Ornegin bankada hesap acmak icin, gaz, internet, telefon vs gibi abonelik faturalari istenmekte. Gaz, internet vs aboneligi icin ev kontrati istenmekte. Ev kontrati icin bankada olusacak kredi gecmisi istenmekte (farkindaysaniz baslayamadan basa donduk :) ) Biz bu paradoksun icine ev kiralama isinden girelim dedik :) (nasil olsa farkeden birsey yok)

Bu konuda, Ankara Antlasmasi ile gelmis olsun veya baska yollardan gelip bu ulkede kalmak icin gelmis Turklerin genelde yaptiklari, Turklerin genelde yasadiklari Kuzey Londra ve civarindaki Turk emlakcilarla irtibata gecmek ve en kolay yoldan (biraz pahalli da olsa) kapagi bir eve atmak. Biz o yolu izlemedigimiz icin, artilarini eksilerini bilemiyorum. Ama kredi gecmisi vs aramadan ev verebiliyorlar. Nede olsa hemsehriyiz :) Biz, zaten o bolgeye yerlesmek istemedigimizden, daha sakin ve yasamin daha uygun oldugu, biraz daha kuzeyde ev tutmak istiyorduk. 

Ingiltere’de ev bulmanin en hizli ve kolay yolu (ki Turkiye dahil bir cok ulkede artik boyle. Ileride neler cikacak acaba? Bu yaziya bakar, hep beraber guleriz :) ), rightmove.co.ukzoopla.com vs gibi emlak sitelerinden ev arastirip emlakcilarla, ister email ister telefon yoluyla irtibata gecmek. Bu konuda detay icin http://macrop-changinglife.blogspot.co.uk/2014/06/ilk-tasinmamiza-dogru.html

Ev kiralama isinin bir sure alacagini dusundugumden, Airbnb’den bir ev kiralayip basladik rightmove’dan emlakcilarla irtibata gecmeye. 1-3-5-10, Allah ne verdiyse hepsine attim e-mail. Attigim e-emaillerde, ulkeye yeni geldigimizi, oturum izni icin basvurumuzun Home Office’de oldugunu, herhangi bir kredi gecmisim olmadigini acik acik yaziyordum. 2-3 tanesi dondu, 3-5 ev falan baktik, bir tanesini tutalim dedik. Emlakciya OK dedikten sonra macera basladi. Buyrun;

Oturum izninizi iceren vizelerinizi gorebilir miyiz ?
???
Oturum izninizi iceren vizelerinizi gorebilir miyiz ?
Onu anladim ablacim da, yok dedik ya.
Aaa o zaman olmaz.
Ne olmaz ?
Size ev kiralayamayiz.
Kiralarsiniz.
Kiralayamayiz.
Avukatim kiralayabileceginizi soyledi.
O zaman kiralariz.
Hah adam ol! Ne yapiyoruz simdi ?
Kredit check yapacagiz.
?!?!?
Ablacim yok dedim ya kredi gecmisim benim bu ulkede.
Uluslararasi yapariz. (International Credit Check)
Haa iyiymis. Yapin o zaman. 

Ucuncu taraf bir firmaya verdik bilgilerimizi. Hatiri sayilir da bir para da havale yaptim bu is icin. Aradan bir hafta gecti, ses seda yok. Sordum emlakci ablaya ne yaptiniz diye;

Firma sizin hic bir bilginize ulasamiyorlarmis *.
Normaldir ablacim. Muhasebeci Selahattin abiden bilgi isteyecek halleri yok, adam Ingilizce adini soyleyemiyor. Benden de birsey istemediler. Kendileri calip kendileri oynamislar. Simdi ne yapiyoruz?
Yillik 35,000 pound geliri olan kefil (Guarantor ) bulun.
Oldu! Yaz ablacim; adres: 10 Downing Street, isim: David Cameron
?1?!?
Ablacim iyimisin sen! Isi nereden nereye getirdiniz. Vazgectim ben, verin parami geri!
O para geri odemesiz.
Ablacim firma bir islem yapmamis neyin parasini alip geri vermiyorsunuz.
Malesef veremeyiz.
OK. See you later :) **.

Bu arada epey vakit kaybetmis olduk ve canlar iyice sikilmaya basladi ve malesef okullar da acildi. (Bu arada okul isini cok kafama takmamam gerektigini bir cok kaynaktan ogrendikten sonra, o konuyu da kafamdan attim )

Basarisiz bu girisimden sonra; Ali ile yaptigim gorusme, isimin mekan bagimsiz olmasi ve yasam sartlarinin daha da uygun olmasi sebebi ile, daha da kuzeye cikmaya karar verdik ve tekrar dustuk yollara.

Airbnb’den Manchester civarinda baska bir ev kiralayip, yeni arayislara basladik. Yine ayni sistem (rightmove uzerinden emlakcilarla iletisim). Lakin bu kez yazim/iletisim seklimi “eziklikten”, “keyfiniz bilir, siz kaybedersiniz” moduna cevirdim. Yine 5-10 emlakciya mesaj yazdiktan sonra beklemeye basladik. (Ali’nin unutmadigim laflarindan biridir; “bu ulkede beklemeye alisacaksin”) 2-3 gun sonra 2-3 tanesi dondu, 3-5 ev falan baktik (bu satirlar tanidik geldi mi). 

Evin birini begendik gibi olduk :) Emlakciyla bundan sonra diyalogumuz;

Evi tutacak olursak, nasil ilerleyecegiz ? Mevcut vizemiz 2 ay sonra bitecek, uzatmak icin Home Office’e basvurduk. Pasaportlarimiz da orada.
Bana, sizin ve esinizin pasaportunu ve Home Office Case ID’lerinizi e-mail atin, Home Office’den Right to Rent check yapacagim.
Right to Rent ? (Aylardir ev bakiyoruz, ilk defa karsilastigimiz bir terim)
Yes, right to rent. Burada ev kiralama izninizin olup olmadigini teyit etmemiz lazim.
Hay hay, tabi atarim ablacim. Boyle de canimi ye. (Eminim bu son cumleyi anlamamistir ablam. Zaten bana Mehmet deyip duruyordu :) )

Zaten dijital bir dunyada yasadigim icin, arabaya biner binmez caktim e-maili ablama (Saat 2pm civari idi). Ablam, ancak ofise gidince sorabilecekmis. E normal. Acelesi olan bir Ingiliz henuz gormedim zaten.

Iki saat sonra bir e-email emlakci abladan;

Sordum Home Office’e. 2 is gunu icinde doneceklermis. (Bu arada gunlerden Cuma. Yani? Yanisi, en erken Sali’ya kadar yat kulaginin uzerine :) ) Eee Ali’den ogrendik ne de olsa Beklemeyi ogrenecegiz.

Saat 5:26pm’de emlakci abladan bir e-mail geldi. Telefonun bilgilendirme kisminda ablamin ismini gorunce, “yine ne nane cikacak bakalim” dedim icimden. E-maili actim, ilk satir “Uzgunum ama bugun baktiginiz ev sahibi, kendi kiracisini buldugunu soyledi.” 

E normal.

E-mailin devami “Bu arada, Home Office’den sizin ve esinizin UK’de ev kiralama izninizin olduguna dair yaziyi aldigimi da bildirmek isterim. Sizi portfoyumuze ekledik, size uygun ev gelir gelmez bilgilendirecegiz.”

Hahaha, saka gibi. Aylardir ev bakiyoruz, vizeler (olumlu ya da olumsuz) gelmek uzere artik, neler ogreniyoruz.

Simdi gorustugumuz her emlakciya; “Ulkeye yeni geldik, kredi gecmisimiz yok, arastirmayi teklif dahi etmeyin. Pasaportlarimizin orijinalleri de elimizde yok. Home Office’e bunu ve baskaca meraklariniz varsa sorabilirsiniz. Kirayi odeme ile ilgili cekinceniz varsa, Turkiye’deki banka hareketlerimi ve mevcut mevduatimi gosterebilirim” diyorum.

Simdi cok daha rahatiz. Hala “kafamiza gore bir ev” bulamadik ama umutlarimiz yemyesil :)

Keyifle

* Aradan 15 gun gectikten sonra, referans firmasi telefon edip, referans isleminizi tamamladik dediler ?!?!?
** Bu konuyu avukatimla paylastim, yazdigi bir e-mail ile parayi ertesi gun iade ettiler :)

25 Ağustos 2016 Perşembe

Secmen Kaydi

Biraz basim sakinlesince ilk yapacagim islerin basinda secmen kaydi vardi. Gecen sene kredi notu sorgulamasinda notum dusuk cikinca bir arastirma yapmistim ve secmen kaydinin olmasinin kredi notunu yukselttigini gormustum. Baska hususlar da var elbet ama bu ilk siralardakilerden biriydi.

Burada bir ev icin mortgage basvurusunda bulunsam kredi notu birden cok onemli duruma gelecek. Bu nota gore odeyecegim faiz orani degisiyor sonucta.

Neyse Eylul gibi ilgilenmeyi dusundugum secmen kaydi icin dun tesadufen, yaklasan secim sebebiyle belediyeden bir mektup geldi. Evde kalanlarin secmen kaydini yapmami istiyor. Canima minnet cunku gelen mektupta bulunan kodla isimin yarisi hallolmus oldu.  Boylece o adreste bulundugumu ispat icin ugrasmayacagim.

Verilen kodla internetten, telefonla veya gelen mektuptaki formu doldurup postalayarak kaydimi yaptirabilecegim yaziyordu. formdaki sorular :adin, soyadin, milliyetin, telefon ve email adresin.
Evdeki her 16 yasindan buyuk birey icin sadece bu sorulari cevaplayarak gonderdikleri zarfa koyuyorsunuz. posta parasi onceden odenmis oldugundan herhangi bir meshur kirmizi posta kutusuna atmaniz yeterli oluyor.

Ilginc olani sizden herhangi bir ispat istememeleri. Ne bir kimlik ne bir vize hic birsey istemiyorlar.

Normalde Internetten doldurmayi tercih ederdim ancak internette milliyeti bolumunde bir tek TURK yok. Adini bile duymadigim milletler var ama Turk yok. O yuzden mektupla yollamaya karar verdim.

Bakalim kayit sorunsuz olacak mi ?

DUZELTME : Secmen olabilmek icin resident olmak yetmiyormus. Bu konuda bana yanlis bilgi vermisler. Mektupla bu durumu bildirdiler, ben de size bildireyim dedim.



1 Ağustos 2016 Pazartesi

Indefinite Leave To Remain Alinca Neler Degisiyor

Bu haftasonu pasaportlarimiz vizeler ve tum o gonderdigimiz evraklar geldi. Neredeyse 1 tam gunu klasorlere tekrar yerlestirmek ile gecirdim. Bir daha kullanmayacaklarimi ama saklamam gerekenleri tek bir klasore ayirdim. Bir daha kullanmayacagim ve gerekmeyenleri cope ayirdim. Vergi vs icin belki lazim olabilecekleri bir baska yere koydum yani oldukca bunaltici bir isi tamamladim.
Farkettim de ne kadar cok seyi biriktirmisim ve neler yapmisim su son 5 sene icinde. Resmen her elime aldigim evrakta o evragin elime nasil gectigi ve alabilmek icin yaptiklarim canlandi gozumde.

Ta en basa kadar gittim National Insurance numarasi alabilmek icin basvurum, red cevabi, tekrar basvurusum ve numaranin verildigine dair mektubu gorunce farkettim ki gercekten cok cabalamisim bu vizeyi alabilmek icin.

Vize ile birlikte bir de mektup geldi home Office'den. Indefinite alinca nelerin degistigini yazmislar. Onu sizinle paylasmak isterim.

Sinirsiz oturum alinca neler degisiyor ? 
- Polis kaydi hikayesi bitiyor.
- Istedigin sekilde istedigin yerde calisabiliyorsun. (Gelen mektupta, "Man of Isle" veya "Channel Islands" icin Home Office'e tekrar sorulmasi isteniyor)
- Bir ingiliz ile ayni haklara sahip olabiliyorsun.
- Secmen olarak kayit yaptirabiliyorsun (ki bu mortgage alacaksaniz kredi notunuzun yukselmesi icin gerekli bir adim)

Asagida yazacaklarim mektupta yer almiyor. (Deniz Bey'den telefonda edindigim bilgilerdir.)

Vatandasliga gecmek icin nelere dikkat edilmesi gerekiyor ? 
- Kanunen suclu duruma dusmemeniz gerekiyor
- Dil sinavlarini gecmek gerekiyor
- Life in UK sinavini gecmek gerekiyor.
- Son 1 senenizde 90 gunden daha fazla yurt disinda gecirmemek gerekiyor.
- Council tax, vergi gibi odemelerinizi atlamamaniz gerekiyor